IUS Balkan Araştırmaları Merkezi (BSC), Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü iş birliğiyle “Bosna-Hersek'te Barış İnşası ve Kimlik Siyaseti: Uluslararası Kuruluşların Rolü” başlıklı bir panel düzenledi. Etkinlik, Bosna-Hersek'te barış inşası, kimlik siyaseti ve uluslararası aktörlerin rolü arasındaki ilişkiye yönelik önemli akademik perspektifleri bir araya getirdi.
Oturum, Yrd. Doç. Başak Akar Özer'in “Balkanlar'da Kimlik Siyaseti ve Barış İnşası” başlıklı sunumuyla başladı. Özer, bölgedeki birçok çatışmanın inşa edilmiş bir “biz ve onlar” yaklaşımından kaynaklandığını vurgulayarak, bu tür ayrımların doğal olarak ortaya çıkmadığını, tarihsel süreç içerisinde üretildiğini ifade etti. Balkanlar'daki kimliklerin akışkan ve kültürel niteliğine dikkat çeken Özer, Maria Todorova'nın “Balkanlaşma” kavramına atıfta bulunarak etnik çatışmaların hem makro hem de mikro düzeylerde nasıl işlediğini açıkladı. Ayrıca, tam anlamıyla pekişmemiş kimliklerin ve milliyetçi tarih anlatılarının kötüye kullanılmasının bölgesel gerilimlerin başlıca kaynakları arasında yer aldığını belirtti.
İkinci sunum, Yrd. Doç. Adisa Avdić Küsmüş tarafından “Denetim Yoluyla Barış: Brčko Bölgesi'nden Çıkarılan Dersler” başlığı altında gerçekleştirildi. Sunumda Brčko, çatışma sonrası barış inşasının başarılı örneklerinden biri olarak ele alındı. Avdić Küsmüş, Saraybosna'yı çok kültürlü yapısı nedeniyle “Avrupa'nın Kudüs'ü” olarak tanımlarken, Brčko'nun da benzer şekilde farklı etnik toplulukların birlikte yaşamını yansıttığını ifade etti. Bölgenin özellikle Dayton Barış Anlaşması müzakereleri sırasındaki stratejik önemine değinen konuşmacı, Brčko meselesinin 1999 yılında uluslararası denetim altında çözüme kavuşturulduğunu belirtti.
Dr. Avdić Küsmüş ayrıca Brčko'nun, Kraków ve Gdańsk gibi tarihî örneklerde görülen “özgür şehir” kavramına benzediğini açıkladı. Bölgede 28 toplu mezarın bulunması gibi ağır savaş suçlarının yaşandığını hatırlatmasına rağmen, Brčko'nun Bosna-Hersek'teki en başarılı barış inşası örneklerinden biri olmaya devam ettiğini vurguladı. Brčko modelinin Mitrovica ve Kerkük gibi bölgelerde çatışma çözümüne ilişkin tartışmalara da ilham verdiğini belirten Avdić Küsmüş, daha kapsayıcı kamu politikaları ile ortak sivil sembollerin olumlu uygulamalar arasında yer aldığını ifade etti.
Panel, katılımcılara Bosna-Hersek'te ve daha geniş Balkan coğrafyasında kimlik siyasetinin yarattığı zorlukları ve sürdürülebilir barış inşasının sunduğu imkânları daha derinlemesine anlama fırsatı sundu. Sonuç olarak, ayrıştırıcı “biz ve onlar” söylemlerinin aşılması ve kapsayıcı birlikte yaşam kültürünün güçlendirilmesinin sürdürülebilir barış açısından hayati önem taşıdığı, uluslararası denetim mekanizmalarının ve uluslararası toplumun yapıcı rolünün ise bu süreçlerde önemli bir işlev görmeye devam ettiği vurgulandı.






