Letonya’da Erasmus+ Deneyimim

Adım Amina Hadžiomerović . Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’nde (IUS) Psikoloji okuyorum. Sizleri de etkileyeceğini umarak kısaca Erasmus deneyimimden bahsetmek istiyorum.

Erasmus+ Projesi kapsamında gittiğim yer Letonya’nın başkenti Riga oldu. Başlarda evimden 2000 km uzak bu yeni çevrede beni neler beklediğini düşünürken Riga’daki ilk haftamda gerçeklerle yüzleştim. Genelde ya yalnızdım, ya da evde arkadaşlarımla internetten konuşuyordum. Aynı zamanda, “Erasmus+ yeni arkadaşlıklara kapılar açar.” söylentilerinin klişe olduğunu düşünüyordum. Aslında her şeyin gökten ellerime düşer gibi bana gelmesini beklemekle hata etmişim. Sosyal anksiyete karşısında yenik düşmüş ve kendimi kültür ve dil bariyerlerini aşmak için zorlamak zorunda kalmıştım.

Her şeyin olumlu ve olumsuz yönlerini analiz etme eğilimde olan bir Psikoloji öğrencisi olarak fark ettim ki Erasmus+ bana önyargılardan uzak bir şekilde kendi kimliğimi bulmamda rol oynayan oldukça faydalı bir fırsattı. Dersler yerine sadece seminerler ve sınavların olması bana kendimi kuş gibi özgür hissettirdi. Dahası, oldukça iyi bir burs almam da konforlu bir seyahat yapmama olanak sağladı. Sonraki üç ay boyunca büyüleyici yerler, müzeler ve galeriler gezdim; Salvador Dali ve Leonardo’nun sanat eserlerini, Michelangelo’nun Musa’nın Hükmü eserini, Rus bolluğunu ve Flemenk liberalizmini gördüm. Baltıkları seyahat ettim ve Rus ve Leh ortaçağ güzelliklerini görüp gerçek Belçika wafflelerini denedim. Ayrıca, bir Letonyalı gibi baharı karşıladım, dağlarda doğa yürüyüşüne çıktım ve Riga’daki meşhur parklarda güneş banyosu yaptım.

Erasmus+ tutkularımı keşfetme ve amaçlarımı bulma konusunda bana bir şans tanıdı. Artık yapabileceklerimin ve sahip olduğum potansiyelin farkındayım. Erasmus+ kişisel ve ruhsal gelişimim için çok büyük bir adımdı. Artık bir yerde şıkışıp kalmanın benim için bir anlam ifade etmediğini anladım.

En üst